Sürekli İhtimalleri Düşünmek Neden Yorucu?

Bazı insanlar bir kararın önünde durur ve düşünür.
Bazılarıysa o kararın etrafında uzun süre dolaşır.

Bir ihtimali ele alır, yanına bir tane daha ekler. Ardından “ya bu olmazsa”yı düşünür. Sonra “ya diğerini seçseydim” ihtimali gelir. Ve zihinde görünmeyen ama ağırlığı hissedilen bir kalabalık oluşur.

Bu noktada sorun düşünmek değildir.
Sorun, ihtimallerin hiç kapanmamasıdır.

Sürekli ihtimalleri düşünmek zihni meşgul eder, fakat ilerletmez. Ve tam da bu yüzden yorucudur.

İhtimalleri Düşünmek Neden Güvenli Hissettirir?

İhtimaller ilk bakışta akıllıca görünür. Çünkü insan, her şeyi hesaba kattığını düşünür. “Biraz daha düşüneyim, sonra karar veririm” cümlesi bu yüzden rahatlatıcıdır.

Karar ertelendiğinde, onunla birlikte gelecek belirsizlik de ertelenmiş olur. Henüz bir kapı kapanmamıştır. Henüz geri dönüşü olmayan bir adım atılmamıştır. Yanlış yapma ihtimali hâlâ askıdadır.

İhtimaller, zihne geçici bir kontrol hissi verir. Ama bu his kalıcı değildir. Çünkü düşünmek, belirsizliği ortadan kaldırmaz; sadece onunla yüzleşmeyi geciktirir.

İhtimaller Neden Birikmeye Başlar?

Bir ihtimal tek başına ağır değildir. Ama kapanmadığında çoğalır.

Zihin bir ihtimali düşünür, ardından onun risklerini fark eder. Riski azaltmak için yeni bir ihtimal üretir. O ihtimalin de riskleri ortaya çıkar. Böylece düşünce ilerlemez, genişler.

Her yeni ihtimal, zihinde açık kalan yeni bir dosya gibidir. Dosyalar kapatılmadıkça enerji tüketir. Bir süre sonra kişi şunu fark eder: kafası doludur ama hiçbir şey netleşmemiştir.

Bu hâl, zihinsel yükün en sessiz biçimidir.

Sürekli İhtimallerle Yaşamak Neyi Tüketir?

İlk tükenen şey karar verme enerjisidir. Çünkü karar vermek bir bitiştir. İhtimaller ise bitmemek üzerine kuruludur.

Sonra dikkat dağılır. Zihin tek bir noktada kalamaz; sürekli “başka bir ihtimal”e kayar. En sonunda ise içsel netlik aşınır. İnsan ne istediğini değil, neyi istememesi gerektiğini düşünmeye başlar.

Bu da yorgunluğu artırır. Çünkü zihin çalışıyordur ama bir yere varamıyordur.

Düşünmek ile Takılı Kalmak Arasındaki Fark

Her ihtimali düşünmek zararlı değildir. Sorun, düşünmenin bir noktada durmamasıdır.

Sağlıklı düşünme seçenekleri görür, riskleri tartar ve bir noktada “yeterince düşündüm” diyebilir. Takılı kalan düşünme ise sürekli yeni ihtimal üretir, hiçbir ihtimali yeterli bulmaz ve kararı hep bir adım sonraya bırakır.

Dışarıdan bakıldığında ikisi de düşünmek gibi görünür. Ama içeride his çok farklıdır. Biri zihni açar, diğeri zihni yorar.

“Biraz Daha Düşünmeliyim” Neden Hiç Bitmez?

Çünkü ihtimallerin teorik olarak sonu yoktur. Her karar için daha iyi bir zaman, daha uygun bir şart ya da daha net bir işaret hayal edilebilir.

Zihin bunu bilir ve bu bilgiyi karar vermemek için kullanır. Bu noktada düşünme çözüm olmaktan çıkar, kaçınmaya dönüşür. İnsan karardan değil, kararın getireceği belirsizlikten uzak durmaya çalışır.

Sürekli İhtimal Düşünmek Neden Fiziksel Gibi Yorar?

Çünkü beyin belirsizliği tehdit olarak algılar. Açık kalan her ihtimal, “tamamlanmamış iş” hissi yaratır. Bu da huzursuzluk, dikkat dağınıklığı ve zihinsel yorgunluk olarak geri döner.

İnsan gün sonunda hiçbir şey yapmamış gibi hisseder ama aynı zamanda çok yorulmuştur. Çünkü zihin çalışmıştır, fakat sonuç üretmemiştir.

Karar Vermek Neden Hafifletir?

Karar vermek her zaman rahatlatıcı değildir. Ama çoğu zaman sadeleştiricidir.

Bir ihtimal seçildiğinde diğerleri kapanır. Zihinsel kalabalık azalır. Enerji tek bir yöne akar. Bu yüzden bazen yanlış bir karar bile, bitmeyen ihtimallerden daha hafif gelir.

Sonuç Yerine

Sürekli ihtimalleri düşünmek yorucudur çünkü zihni kapanmayan dosyalarla doldurur. Her ihtimal bir yük değildir; ama kapanmayan her ihtimal zamanla yük hâline gelir.

Bazen mesele daha iyi düşünmek değil, yeterince düşündüğünü kabul etmektir.

Yorum yapın