İnsan kendini uzun süre kararsız hissettiğinde, fark etmeden kendine bir etiket yapıştırır.
“Ben kararsız biriyim.”
Bu cümle ilk bakışta sadece bir tespit gibi durur.
Ama aslında güçlü bir kabuldür.
Çünkü insan, kendini nasıl tanımlarsa, o tanımın içinde yaşamaya başlar.
Peki kararsızlık gerçekten kişiliğin değişmez bir parçası mıdır,
yoksa hayatın belirli dönemlerinde ortaya çıkan geçici bir hâl mi?
Bu sorunun cevabı siyah–beyaz değildir.
Ama düşündüğümüzden daha nettir.
“Ben Kararsız Biriyim” Demek Ne Anlama Gelir?
Kararsızlığı kişilik özelliği olarak görmek rahatlatıcıdır.
Çünkü sorunu açıklanabilir hâle getirir.
Artık ortada çözülecek bir durum değil,
kabullenilecek bir özellik vardır.
Bu yaklaşım şunları sağlar:
- Kendini suçlamamak
- Zorlamamak
- Değişim beklentisini düşürmek
Ama aynı zamanda şunu da yapar:
Kararsızlığı sabitler.
Kişilik olarak tanımlanan şeyler sorgulanmaz.
Esnetilmez.
“Ben buyum” denir ve orada kalınır.
Oysa çoğu insan, hayatının her döneminde aynı derecede kararsız değildir.
Kararsızlık Ne Zaman Ortaya Çıkar?
Kararsızlık genellikle hayatın belirli kırılma noktalarında yoğunlaşır.
- Yeni bir yön seçmek gerektiğinde
- Seçenekler çoğaldığında
- Yanlış yapma bedeli büyüdüğünde
- Zihinsel yorgunluk arttığında
Bu dönemlerde insan sadece bir karar vermeye çalışmaz.
Aynı zamanda kim olduğunu, ne istediğini ve neyi riske atabileceğini de sorgular.
Bu sorgulama arttıkça karar vermek zorlaşır.
Kararsızlık burada bir karakter değil, tepki hâline gelir.
Aynı İnsan Neden Bazen Net, Bazen Kararsızdır?
Bir insan iş hayatında oldukça net olabilirken,
özel hayatında sürekli kararsız kalabilir.
Ya da gençliğinde hızlı ve cesur kararlar alırken,
ilerleyen yıllarda daha temkinli davranabilir.
Bu değişkenlik bize şunu gösterir:
Kararsızlık sabit bir kişilik özelliği değildir.
Ama tamamen rastlantı da değildir.
Bazı insanlar belirsizliğe daha hassastır.
Bazıları kontrol ihtiyacını daha yoğun yaşar.
Bu eğilimler kararsızlığa yatkınlığı artırır.
Yani kararsızlık:
- kişilikle teması olan
- ama tamamen kişilikten ibaret olmayan
bir durumdur.
Dönemsel Kararsızlık Neden Daha Rahatsız Edicidir?
Dönemsel kararsızlık yaşayan insanlar genelde daha huzursuzdur.
Çünkü kendilerini geçmiş halleriyle kıyaslarlar.
“Eskiden böyle değildim.”
“Eskiden daha netti her şey.”
“Niye şimdi basit kararlar bile zor geliyor?”
Bu karşılaştırma kararsızlığı daha da ağırlaştırır.
Çünkü kişi sadece karar verememekten değil,
kendine yabancılaşmaktan da yorulur.
Bu noktada kararsızlık bir sorun değil,
bir işaret hâline gelir.
Zihnin yük altında olduğunun,
fazla seçenekle baş etmeye çalıştığının işaretidir.
Kararsızlık Değişebilir mi?
Bu sorunun net bir cevabı yoktur.
Ama şunu söylemek mümkündür:
Kararsızlık fark edildiğinde yumuşar.
Etiketlendiğinde sertleşir.
“Ben kararsız biriyim” demekle,
“Şu aralar kararsız hissediyorum” demek arasında büyük fark vardır.
İkincisi kapıyı açık bırakır.
Bir dönemden geçildiğini kabul eder.
Değişimin ihtimalini korur.
Kararsızlık Bir Sorun mu, Yoksa Durak mı?
Her kararsızlık çözülmesi gereken bir problem değildir.
Bazen sadece yavaşlama ihtiyacının işaretidir.
Bazen zihnin “yük fazla” deme şeklidir.
Sorun, kararsızlığı kalıcı bir kimlik hâline getirmektir.
Çünkü insan kendini bir kelimeyle tanımladığında,
o kelimenin sınırlarını da kabul etmiş olur.
Sonuç Yerine
Kararsızlık ne tamamen kişilik özelliğidir
ne de tamamen geçici bir hâl.
İnsanın belirsizlikle, riskle ve kontrolle kurduğu ilişkiyle ilgilidir.
Ve bu ilişki zamanla değişebilir.
Belki de asıl soru şudur:
Kararsızlık seni tanımlıyor mu,
yoksa şu an taşıdığın yükü mü anlatıyor?