Sürekli İhtimalleri Düşünmek Neden Yorucu?

Bazı insanlar bir kararın önünde durur ve düşünür. Bazılarıysa o kararın etrafında uzun süre dolaşır. Bir ihtimali ele alır, ardından bir tane daha ekler; sonra “ya bu olmazsa”yı düşünür, hemen arkasından “ya diğerini seçseydim” ihtimali gelir. Zihinde görünmeyen ama ağırlığı hissedilen bir kalabalık oluşur. Bu noktada sorun düşünmek değildir; sorun, ihtimallerin hiç kapanmamasıdır.

Sürekli ihtimalleri düşünmek zihni meşgul eder ama ilerletmez. Bu yüzden yorucudur. Çünkü zihin bir sonuca varmak yerine sürekli genişler. Her yeni ihtimal, bir öncekini kapatmak yerine onun yanına eklenir. Böylece düşünce ilerlemez, yayılır.

İhtimalleri düşünmek ilk başta güvenli hissettirir. İnsan kendine “biraz daha düşüneyim, sonra karar veririm” der. Bu cümle rahatlatıcıdır, çünkü karar anını erteler. Kararla birlikte gelecek belirsizlik de ertelenmiş olur. Henüz bir kapı kapanmamıştır, henüz geri dönüşü olmayan bir adım atılmamıştır. Bu yüzden zihinsel olarak bir kontrol hissi oluşur. Ancak bu his geçicidir.

Bir ihtimal tek başına ağır değildir. Ama kapanmadığında çoğalır. Zihin bir ihtimali düşünür, ardından onun risklerini fark eder. Riski azaltmak için yeni bir ihtimal üretir. O ihtimalin de riskleri ortaya çıkar. Bu döngü ilerlemez, genişler. Her yeni ihtimal, zihinde açık kalan yeni bir dosya gibidir. Dosyalar kapatılmadıkça enerji tüketir. Bir süre sonra kişi şunu hisseder: Kafası doludur ama hiçbir şey netleşmemiştir.

Sürekli ihtimallerle yaşamak önce karar verme enerjisini tüketir. Çünkü karar vermek bir bitiştir, ihtimaller ise bitmemek üzerine kuruludur. Ardından dikkat dağılır. Zihin tek bir noktada kalamaz; sürekli başka bir senaryoya kayar. En sonunda ise içsel netlik aşınır. İnsan ne istediğini değil, ne istememesi gerektiğini düşünmeye başlar. Bu da yorgunluğu artırır.

Her ihtimali düşünmek zararlı değildir. Sorun, düşünmenin bir noktada durmamasıdır. Sağlıklı düşünme seçenekleri görür, riskleri tartar ve bir yerde “yeterince düşündüm” diyebilir. Takılı kalan düşünme ise sürekli yeni ihtimal üretir, hiçbirini yeterli bulmaz ve kararı hep bir adım sonraya iter. Dışarıdan bakıldığında ikisi de düşünmek gibi görünür; içeride ise biri zihni açar, diğeri zihni yorar.

“Biraz daha düşüneyim” cümlesinin bitmemesinin nedeni, ihtimallerin teorik olarak sonunun olmamasıdır. Her karar için daha iyi bir zaman, daha uygun bir şart ya da daha net bir işaret hayal edilebilir. Zihin bunu bilir ve bu bilgiyi karar vermemek için kullanır. Bu noktada düşünme çözüm olmaktan çıkar, kaçınmaya dönüşür. İnsan kararın kendisinden değil, kararın yaratacağı belirsizlikten uzak durur.

Sürekli ihtimal düşünmek fiziksel bir yorgunluk gibi hissedebilir. Çünkü beyin belirsizliği tehdit olarak algılar. Açık kalan her ihtimal, “tamamlanmamış iş” hissi yaratır. Bu da huzursuzluk, dikkat dağınıklığı ve zihinsel yorgunluk olarak geri döner. İnsan gün sonunda çok bir şey yapmamış gibi hisseder ama aynı zamanda tükenmiştir. Çünkü zihin çalışmıştır, fakat sonuç üretmemiştir.

Karar vermek her zaman rahatlatıcı değildir ama çoğu zaman sadeleştiricidir. Bir ihtimal seçildiğinde diğerleri kapanır. Zihinsel kalabalık azalır, enerji tek bir yöne akar. Bu yüzden bazen yanlış bir karar bile, bitmeyen ihtimallerden daha hafif gelir.

Sonuç olarak sürekli ihtimalleri düşünmek yorucudur, çünkü zihni kapanmayan dosyalarla doldurur. Her ihtimal bir yük değildir; ama kapanmayan her ihtimal zamanla yük hâline gelir. Bazen mesele daha iyi düşünmek değil, yeterince düşündüğünü kabul edebilmektir.

Yorum yapın