Basit işler neden gözümüzde büyüyor?

Atılması gereken bir mail vardır, doldurulacak kısa bir form, yapılacak beş dakikalık bir arama. Teknik olarak zor değildir. Ama günler geçer, iş yapılmaz ve zihinde tuhaf bir ağırlık oluşur. “Alt tarafı şunu yapacaktım” cümlesi, iş yapılmadıkça daha da büyür. Basit olan şey, zamanla gözümüzde devleşir.

Bu durumun nedeni çoğu zaman işin kendisi değildir. Basit işler, zihinsel olarak yalnız durmaz. Yanlarına başka düşünceler eklenir. “Bunu yaparsam şuna da bakmam gerekir”, “şimdi başlarsam yarım kalabilir”, “tam odaklanamayacaksam hiç başlamayayım” gibi ek yükler, işin etrafında birikir. İş küçük kalır ama çevresi kalabalıklaşır. Başlamak zorlaşır.

Basit işler genellikle net bir başlangıç çizgisi sunmaz. Büyük işlerin saati, planı ve yeri bellidir. Basit işler ise araya sıkışır. “Uygun bir anda yaparım” denir. Ancak o uygun an çoğu zaman gelmez. Çünkü gün içinde zihin zaten birçok şeyle meşguldür. Basit iş, araya girecek boşluk bulamaz.

Bu noktada erteleme tembellikle karıştırılır. Oysa çoğu zaman mesele isteksizlik değildir. Zihin gün boyunca karar vermiş, dikkatini dağıtmış ve yorulmuştur. Yeni bir işe başlamak, iş küçük bile olsa, ek bir yük gibi algılanır. Yapılmayan iş zamanla bir görev olmaktan çıkar, zihinsel bir yüke dönüşür.

İş ertelendikçe büyür. Çünkü artık mesele sadece işi yapmak değildir. Yanına suçluluk hissi, gecikme duygusu ve kendine kızma eklenir. Artık o maili atmak değil, “neden hâlâ atmadım” sorusu zihni meşgul eder. Bu duygular işin önüne geçer ve basit olan şey olduğundan çok daha ağır görünür.

Basit işler zihinde yer kaplar çünkü bitmemiş işler kapanmaz. Zihin onları açık dosya olarak tutar. Her hatırlayışta kısa bir huzursuzluk, küçük bir stres ve kaçma isteği oluşur. Bu tekrarlandıkça işin kendisi değil, onu düşünmek yorucu hâle gelir.

Başlamak çoğu zaman en zor kısımdır. Çünkü başlamak belirsizliği kabul etmektir. İşin düşündüğünden uzun sürebileceği, beklediğin kadar kolay olmayabileceği ya da yarım kalabileceği ihtimalleri zihni durdurur. Oysa çoğu basit iş, başladıktan sonra kendi kendine akar. Zor olan iş değil, ilk adımdır.

Basit işler herkesin gözünde zaman zaman büyür. Bu normaldir. Ancak her basit iş ağır geliyorsa, gün içinde sürekli kaçma hissi varsa ve zihin hep “yapmam gerekenler”le doluysa, burada işaret edilen şey işlerin çokluğu değil, taşınan zihinsel yüktür. Yorgun bir zihin, küçük bir işi bile büyük bir tehdit gibi algılar.

Sonuç olarak basit işler zor oldukları için değil, zihin dolu olduğu için gözümüzde büyür. Hayatı ağırlaştıran şey tek tek işler değil, bitmeyen zihinsel taleplerdir. Bazen çözüm işi daha da büyütmek değil, zihni biraz hafifletmektir.

Yorum yapın