Sabah bir şeye karar verirsin, öğlene doğru fikrin değişir, akşam olunca sabahkine tekrar dönersin. Ne yapacağına, ne isteyeceğine ya da neyi tercih ettiğine dair yön gün içinde sürekli kayar. Bu durum bir noktadan sonra rahatsız edici hâle gelir ve insan kendine şu soruyu sormaya başlar: “Bende bir sorun mu var?”
Kısa cevap hayırdır. Uzun cevap ise bu değişimin nedenlerini anlamaktan geçer.
Fikir değiştirmek çoğu zaman kararsızlıkla karıştırılır. Oysa ikisi aynı şey değildir. Fikir değiştirmek, yeni bilgiye tepki vermek, koşulları yeniden değerlendirmek ve duruma uyum sağlamaktır. Bu yönüyle oldukça insani ve sağlıklıdır. Sorun, fikir değiştirmenin sürekli ve yorucu bir hâl almasıdır.
Gün içinde sık fikir değiştirmemizin önemli nedenlerinden biri, zihinsel koşulların gün boyunca değişmesidir. Sabah daha enerjik ve nettir insan. Gün ilerledikçe yük artar, dikkat dağılır ve yorgunluk belirginleşir. Zihin her saatte aynı şekilde çalışmaz. Ancak biz kendimizden gün boyu aynı netliği bekleriz. Bu beklenti karşılanmadığında, fikir değişimleri “anormal” gibi görünmeye başlar.
Zihinsel yük arttıkça kesinlik üretmek zorlaşır. Öncelikler bulanıklaşır, küçük değişkenler büyük etki yaratır ve kararlar sık sık revize edilir. Aslında fikirler değişmez; onları taşıyan zemin kayar. Zihin tutunacak net bir yer bulamadığında sürekli pozisyon değiştirir. Bu da dışarıdan bakıldığında kararsızlık gibi algılanır.
Her fikir değişimi kararsızlık değildir. Kararsızlıkta kişi fikirler arasında kalır, karar ertelenir ve zihinsel yük artar. Gün içi fikir değişiminde ise çoğu zaman şartlar değişmiştir, enerji düşmüştür ya da dikkat dağılmıştır. Bu farkı görmek önemlidir. Aksi hâlde insan kendine gereksiz bir etiket yapıştırır.
Sürekli fikir değiştirmek zamanla yorucu hâle gelir. Çünkü her değişim küçük bir yeniden başlama hissi yaratır. Zihin “az önce böyle düşünüyordum, şimdi başka türlü” duygusunu tekrar tekrar yaşar. Bu tekrar güven hissini zayıflatır, içsel netliği aşındırır ve kişinin kendine kızmasına yol açar. Yorgunluk tam da burada başlar.
Bu durum bazı noktalarda bir işaret hâline gelir. Gün boyu hiçbir fikirde duramıyorsan, karar vermek yerine sürekli geri dönüyorsan, en küçük konularda bile yönün sık sık değişiyorsa ve bu durum seni huzursuz ediyorsa, mesele fikir değiştirmek değildir. Mesele, zihnin aşırı yük altında olmasıdır.
Fikir değiştirmek zayıflık değildir. İnsan sabah istediğini akşam istemeyebilir, bir plana heveslenip sonra vazgeçebilir ya da düşüncesini gün içinde revize edebilir. Bu tutarsızlık değil, insan olmanın doğal bir yanıdır. Asıl yorucu olan, her fikir değişimini açıklamak zorunda hissetmektir.
Sonuç olarak gün içinde fikir değiştirmek tek başına bir problem değildir. Ancak sürekli hâle geldiğinde bir şey anlatır. Genellikle anlattığı şey, zihnin fazla şeyle uğraştığıdır. Bazen mesele daha kararlı olmak değil, daha az yük taşımaktır.