Kararsız insanlar genelde “çok düşünen insanlar” olarak tanımlanır.
Bu bazen bir övgü gibi söylenir. Derinlik, dikkat, hassasiyet çağrıştırır.
Ama işin içinde olanlar bilir:
Bu düşünme hâli çoğu zaman berraklık değil, yorgunluk üretir.
Peki kararsız insanlar gerçekten daha mı çok düşünür,
yoksa düşünceyle kurdukları ilişki mi farklıdır?
Düşünmenin Miktarı mı, Şekli mi?
Kararsızlık yaşayan bir zihnin temel problemi düşünce eksikliği değildir.
Aksine, düşünce fazlalığı vardır.
Ama bu düşünme:
- netleştiren
- sadeleştiren
- ilerleten
bir düşünme değildir.
Daha çok aynı noktaların etrafında dolaşan,
aynı ihtimalleri farklı kelimelerle tekrar eden bir zihinsel harekettir.
Bu yüzden dışarıdan bakıldığında “derin düşünce” gibi görünür.
İçeriden bakıldığında ise ilerlemeyen bir tekrar hissi yaratır.
Kararsız Zihin Ne Yapmaya Çalışır?
Kararsız insanların daha çok düşünmesinin temel nedeni,
belirsizliği kontrol altına alma isteğidir.
Zihin şunu ister:
Yanlış yapma ihtimali mümkün olduğunca azalsın.
Bu yüzden şu sorular tekrar tekrar ortaya çıkar:
- Ya yanlış olursa?
- Ya pişman olursam?
- Ya daha iyi bir seçenek varsa?
Bu sorular cevap üretmez.
Ama karar anını geciktirir.
Ve gecikme, geçici bir rahatlama sağlar.
Düşünmek Neden Güven Verir?
Düşünmek insana kontrol hissi verir.
Henüz karar verilmemiştir, dolayısıyla henüz kayıp yoktur.
Kararsız insan için düşünmek şudur:
“Şu an risk almıyorum.”
Bu his güvenlidir.
Ama geçicidir.
Çünkü düşünme uzadıkça risk ortadan kalkmaz,
sadece askıya alınır.
Ve askıda kalan her şey zihinsel yük oluşturur.
Kararsızlık ve Senaryo Üretimi
Kararsız insanlar genellikle tek bir senaryo üzerinde durmaz.
Aynı anda birçok ihtimali zihinde tutmaya çalışırlar.
Bu da şuna yol açar:
- Odak dağılır
- Öncelikler silikleşir
- Karar noktası bulanıklaşır
Zihin çalışıyordur ama yönsüzdür.
Bir noktadan sonra kişi şunu hisseder:
“Bütün gün düşündüm ama hiçbir şey ilerlemedi.”
Bu, düşünce yoğunluğu değil, zihinsel sıkışmadır.
Düşünmek ile Takılı Kalmak Arasındaki İnce Çizgi
Her düşünme kararsızlık değildir.
Ama her kararsızlık düşünmeyle kendini gizler.
Sağlıklı düşünme:
- seçenekleri görür
- riskleri tartar
- bir noktada “yeter” diyebilir
Takılı kalan düşünme ise:
- sürekli yeni ihtimal üretir
- hiçbir ihtimali yeterli bulmaz
- kararı hep bir adım sonraya iter
İkisi dışarıdan benzer görünür.
Ama içeride bıraktığı his çok farklıdır.
Biri zihni açar.
Diğeri zihni yorar.
Kararsız İnsanlar Neden Daha Çabuk Yorulur?
Çünkü zihin sürekli açık dosyalarla çalışır.
Her düşünülüp kapanmayan ihtimal,
beyinde tamamlanmamış bir iş hissi yaratır.
Bu da:
- dikkat dağınıklığı
- içsel huzursuzluk
- zihinsel yorgunluk
olarak geri döner.
İnsan fiziksel olarak çok şey yapmamış olabilir,
ama zihinsel olarak tükenmiştir.
Daha Çok Düşünmek Daha İyi Karar Getirir mi?
Belirli bir noktaya kadar evet.
Ama o nokta geçildiğinde düşünce kalite kaybeder.
Netlik değil, kuşku üretir.
İlerleme değil, erteleme sağlar.
Kararsız insanların fark etmediği şey şudur:
Bazen karar vermek düşünmeyi bitirmez,
düşünceyi hizaya sokar.
Sonuç Yerine
Kararsız insanlar daha çok düşündükleri için kararsız değildir.
Kararsız oldukları için daha çok düşünürler.
Bu düşünme çoğu zaman çözüm üretmez,
sadece karar anını erteler.
Ve bu erteleme, zihni sessizce yorar.
Bazen mesele daha iyi düşünmek değil, düşünmeyi bir noktada durdurabilmektir.